yeni yazı

Rüyalar Sessizdir

Diyarbakırspor’un olaylı Bursa ve Belediye maçlarıyla ilgili kararlar açıklandı, bir haftalık fırtına dindi. Cezalarla ilgili değerlendirmeyi hukukçular yapacaklardır, belki de yine siyasiler kararı yorumlayacaklardır, bilemiyorum. Ama kerli ferli parti başkanları, “Diyarbakır, başka illerle futbol oynamaya devam etmelidir”  yorumlarını yapmadan önce şu detayları bilmeliler gibi geliyor bana:
Türkiye’de sadece Süper Lig’de futbol oynanmıyor. Hatta Süper Lig, sadece 12 ilin yarıştığı çok kısıtlı bir arena. Bütün profesyonel liglerde toplam 59 vilayet temsil ediliyor. 22 vilayetse, Süper Lig’de yok, birinci ligde yok, ikinci ligde yok, üçüncü ligde yok! Bu illerin 9’u doğu ve güneydoğulu: Hakkâri, Muş, Tunceli, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Bitlis, Erzincan ve Ağrı…
Bu durumda siyasilerin Diyarbakır’ı Süper Lig’de tutup doğuda-güneydoğuda futbol oynanıyormuş gibi yapmaktansa daha orta-uzun vadeli işlerle uğraşmaları gerekiyor sanki: Tuncelili çocuğun, Muşlu gencin rüyasında bir gün profesyonel futbol oynadığını görebilmesi işi mesela.
*  *  *
Tabii, rüyalar sessizdir. Şırnak’ta gazete kâğıdından yaptığı topun peşinde koşarak Süper Lig’de futbol oynadığı rüyasını gören çocuk, tribünlerde birilerinin ona “PKK dışarı” diye bağırdığını duymaz. O küçük masum çocuğun bu gürültüyü duymaması doğal; normal olmayansa devlet büyüklerinin Bursa’daki sloganları duymaması, görmemesi, bilmemesi… Bursa’da ayrımcı tezahürat yapıldığı günlerde yönetmelikte bununla ilgili bir cezai müeyyide olmadığı için meselenin üstünün tokalaşma yoluyla kapatıldığı söyleniyor. Benim aklımsa bazı şeyleri almıyor:
1) TFF, kendi yönetmeliğinin yetersiz kaldığı noktalarda UEFA/FIFA kitapçıklarını esas almıyor mu? Dünya, ırkçı/ayrımcı davranışlar konusunda bu kadar hassasken biz bu meseleyi nasıl es geçebildik?
2) Örneğin o gün Bursasporlu Ahmet, Diyarbakırsporlu Mehmet’e elini burnuna götürüp “pis kokuyorsun” mimiği yapsaydı; (o sırada yönetmelikte olmadığı için) bunu da mı cezalandırmayacaktık? O zaman bu ülkede hiçbir ilk suç cezalandırılmıyor mu, o kabahat yönetmeliğe yazıldıktan sonra ancak ikincisi mi cezaya tâbi oluyor?
*  *  *
Rüyalar sessizdir. Hiçbir Ankaralı çocuk, rüyasında çok sevdiği Ankaragücü’nün maçına giderken otobüsteki bıçak bileme seslerini işitmez. Hiçbir genç, canından çok sevdiği takımına tezahürat yaparken dayak yiyip tribünden düştüğü hayalini kurmaz/kuramaz. Hiçbir çocuk rüyasında hakemi linç etme niyetiyle sahaya girmez. Zaten herhangi bir medeni ülkede, sadece 8 saat içinde böyle 3 farklı “faciaya ramak kalmış tribün olayı”  yaşanırsa, o memlekette futbol müsabakaları süresiz olarak durdurulur. Bu kararı da federasyonu bile beklemeden hükümet verir, 2007’de Yunanistan’da olduğu gibi, yine aynı yıl İtalya’da olduğu gibi…
Artık kabul edelim, 2009-10 sezonu, Türk futbol tarihinin unutmaya çalıştığımız yıllarından biri olacak. Kimin şampiyon olacağı, kimin düşeceği filan önemsiz artık… Başı yaralanan iki hakem, maç başlamadan birbirine giren milli futbolcular, tribünden düşüp kolu-bacağı kırılan bir taraftar, ırkçı tezahürat, yüzlerce kişiyle ifade edilebilecek linç girişimi, 42’si serbest bırakılan 43 bıçaklı seyirci tek bir sezona sığdıysa ve biz hâlâ futboldan söz edebiliyorsak bu işte bir yanlışlık var demektir.
Bence bugün, eğer bugün olması mümkün değilse bile ligin bitiş tarihi olan 16 Mayıs’ta Türkiye’de futbol müsabakaları süresiz durdurulmalıdır. 5149 sayılı sporda şiddet ve düzensizliği önlemeye dair kanun (son bir kez gözden geçirilip, en modern haline getirilip) meclisten geçmeden, Futbol Müsabaka Talimatnamesi de (artık hiçbir karışıklığa mahal vermeyecek kelimelendirmeyle) tekrar yazılmadan ligler başlatılmamalıdır. Güvenlik kameraları yetersiz olan, kavgayı, yabancı cismi, sahaya gireni ayırt edecek donanıma sahip olmayan stadyumlar (bunlar 4 büyüklerin statları bile olsa) süresiz olarak futbol oynamaya kapatılmalıdır.
16 Mayıs, Türk futbolu için milat olmalı. İcap ederse 2010-11 sezonu geç başlatılmalı, gerekirse hiç oynanmamalı. Aksi takdirde zaten bu ülkede artık hiçbir çocuk futbol oynamayacak, oynamak istemeyecek, futbol oynadığının rüyasını bile görmeyecek.

Garip bir kural
Mutlaka görmüşsünüzdür, Kasımpaşa-Beşiktaş maçının 36’ncı dakikasında Murat kale atışını Koray’a pas olarak kullandı, Beşiktaşlılar ani bir pres yapınca Koray topla ceza alanını terk etmeden oynadı. Bu durumda kural kitabı, aut atışının tekrar edilmesini öngörüyor. Hatta o top ceza alanını terk etmeden Koray, Bobo’ya yumruk bile atsa (kırmızı kart verilebilir ama) penaltı kararı verilmiyor, çünkü oyun başlamış sayılmıyor!
Belli ki, zamanında IFAB bu kuralı, oyunun rahat başlatılabilmesi için koymuş. Ama bugünün şartlarında kural işlerliğini yitirmiş, kurnaz savunma oyuncularının bilerek topla oynayarak vakit kaybına neden olmasına imkân sağlar duruma gelmiş.
Oyunun bu denli süratlendiği, her türlü zaman kaybının kartla cezalandırıldığı bu çağda bu kuralın böyle bir açığının olması gerçekten garip.

Uğur MELEKE – 22 MART 2010

Spor

Nike Halı Saha Ligi 53 ilde oynanacak

Nike Halı Saha Ligi 53 ilde oynanacak

Nike ve Türkiye Futbol Federasyonu tarafından organize edilen Nike Halı Saha Ligi’nin yeni sezonu başlıyor. Nike Halı Saha Ligi’nin tanıtım toplantısı, Türkiye Spor Yazarları Derneği’nde Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener ve Nike Türkiye Genel Müdürü Matthijs W. Visch’in katılımıyla ger...

Teknoloji

Windows 7 Hafızada Fazla Yükleme Yapıyor

Windows 7 Hafızada Fazla Yükleme Yapıyor

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, Windows 7′nin bilgisayarların hafızasında fazla yükleme yaptığı ortaya koyuldu. Yeni Windows 7 PC’nizden memnun musunuz? Peki son araştırmaların yüzde 85′inin, Windows 7 PC’lerin sistem RAM’inin son sınırlarına dayandırdığını ve bu yüzden tehlikede olduğunu söyleseydik ne d...

Teknoloji

IBM, Sanal Ofis projesini tanıttı

IBM, Sanal Ofis projesini tanıttı

IBM Sanal Ofis ekibi, Antalya’da tanışma ve sohbet toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan ibm.com Bölüm Müdürü Binnur Tunbul, Sanal Ofis’te, IBM’in yerel ve genel etkinlikleri, kampanya duyuruları, çözüm ortaklarının iletişim bilgileri ve başarı hikayelerinin yer aldığını söyledi. Tunbul, Antalya ...

Tasarım, Teknoloji

SolidWorks World 2010 sektörü bir araya getirdi.

SolidWorks World 2010 sektörü bir araya getirdi.

SolidWorks, sektörün en büyük etkinliği olan SolidWorks World konferansında mühendis tasarımcı ve iş ortaklarını bir araya getirdi. Konferansın özel konuğu ise gişe rekorları kıran Avatar filminin yönetmeni ve aynı zamanda bir mucit olan James Cameron. Ocak ayı itibari ile Türkiye ofisini açan SolidWorks, 3D CAD dünyasının...